Özlem Zengin Burdur’da Konuştu: Gündem Olacak Sözler
Zengin konuşmasına Burdur’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.
“Bir taraftan ben de hoş geldim diyorum kendime. Ne yazık ki şimdiye kadar Burdur’a gelme imkânım hiç olmadı. Doğrusu teşkilatımız bana Burdur’u verdiği zaman çok büyük mutluluk duydum. Çünkü Burdur adını bildiğim, tarihini bildiğim, doğal güzelliklerini bildiğim bir şehir olmakla beraber hiç gelme, şahsen içinde olma imkânım olmayan bir şehirdi. O sebeple sizlerle birlikte olmak, Burdur’a gelmek benim için çok önemli.”
Burdur’da dostlarının bulunduğunu ve onları da ziyaret etmek istediğini belirten Zengin, bir şehri tanımanın en iyi yolunun o şehirde bulunmak olduğunu ifade etti.
“Bu akşam da burada yaşayan dostlarım var. Onları da ziyaret etmek istiyorum. Bir şehre bizzat gitmeden vakıf olamıyorsunuz. Özellikle şu an teşkilatımızla bir araya geldiğim zaman bütün samimiyetimle söylüyorum: Çok özel bir teşkilat olduğunuzu düşünüyorum ekip olarak.”
“Böylesine tevazu içerisinde bir topluluğu uzun zamandır görmemiştim”Uzun yıllar teşkilat içinde görev yaptığını belirten Zengin, Burdur teşkilatının uyumuna dikkat çekti.
“Ben 13 yıl AK Parti İstanbul İl Teşkilatı’nda görev yaptım. Hatta İstanbul’da en uzun süre görev yapan kişilerden biriyim. Her kademesinde çalıştım. Böylesine insicam içerisinde, böylesine tevazuyla bir araya gelen bir topluluğu uzun zamandır görmemiştim. Ben sizi tebrik ediyorum ve çok şanslı addediyorum bu akşam sizlerle birlikte olduğum için.”
Teşkilat çalışmalarında konuşmak kadar dinlemenin de önemli olduğunu vurgulayan Zengin, siyasetin temelinde ortak bir hikâye olduğunu söyledi.
“Değerli arkadaşlarım, tabii teşkilatta olduğunuz zaman en önemli iki şey var. Bir: Çok konuşma yapıyorsunuz ama yaptığınız konuşmalar kadar çokça da dinleme imkânınız oluyor. Biliyorum çokça konuşmalar dinlediniz. Bu konuşmaların özünü aslında bizim hikâyemiz oluşturuyor.”
“AK Parti’nin kendine özgü bir hikâyesi var”AK Parti’nin yıllar içinde oluşmuş bir siyasi hikâyesi bulunduğunu ifade eden Zengin, bu hikâyenin toplumun farklı kesimleriyle birleştiğini söyledi.
“Biz kendi hikâyemizi bir taraftan inşa ettik bugüne kadar, bir taraftan da yaşadık. Aslında yaşayarak inşa edilmiş bir AK Parti hikâyesi, gerçeği var. Ben ‘hikâye’ kelimesini sevenlerdenim. Hikâye kelimesinin kendi içinde bir hakikat barındırdığını bilerek söylüyorum.
Bizim çok bize özgü, nevi şahsına münhasır bir hikâyemiz var. AK Parti’nin, Sayın Cumhurbaşkanımızın ta gençlik yıllarından başlayan, adım adım çok büyük bir emekle inşa edilmiş bir siyasi hikâyesi var. Aslında bu hikâye bizim şahsi hikâyelerimizle ve Türkiye’nin hikâyesiyle birleşmiş durumda. Ve bugünlerde müşahede ediyoruz ki bu hikâye dünyanın mazlum insanlarının hikâyesiyle de örtüşüyor ve daha da güçlenerek devam edecek.”
Zengin, siyasetteki motivasyonun kişisel çıkar değil, ortak bir dava olduğunu ifade etti.
“Bu hikâye akmaya devam edecek. Çünkü yola çıktığındaki niyetler çok halis. Hepimiz için öyle. Biz bugün buraya bizi getiren şey, kendimizden öte bir niyetle buradayız. Bir Ramazan akşamında iftar sofrasında Allah rızası için buluşuyoruz. Diğer taraftan arkadaşlarımızla bir araya geliyoruz. Öte yandan inandığımız bir mesele, bir dava için bir şey yapıyoruz.”
“İyi niyetle yapılan çalışmaların karşılığı oluyor”Teşkilatların fedakârlıkla çalıştığını belirten Zengin, yapılan çalışmaların karşılıksız kalmadığını söyledi.
“Yani bir araya geldiğimizde önce kendi ilçemizde, sonrasında ilimizde ve nihayetinde memleketimiz için bir şey yapma gayretimiz var. Bir niyetimiz var. Ve bu iyi niyetlerin, bu iyi niyetle yapılan çalışmaların bir karşılığı oluyor.
Burada menfaatsiz, Türkiye’yi önceleyen, kendi evinden, ocağından önce memleket telaşına düşen insanların toplandığı bir yerdeyiz. Buna Allah mukabele ediyor. Bizim niyetlerimize karşılık verilen bir mukabele var.”
“Hakikati anlatmak artık tek başına yeterli gelmiyor”Zengin, konuşmasında siyasetin iletişim yöntemlerinin de değiştiğini ifade etti.
“Fakat tabii zaman içinde her şey değişiyor. Başta biz değişiyoruz. Yaşı kastetmiyorum. Yediklerimiz, içtiklerimiz, okuduklarımız bizleri dönüştürüyor. Bulunduğumuz yerler, geldiklerimiz… Hayatımızda pek çok şey bizi dönüştürüyor. Ama en önemlisi dünya bizi dönüştürüyor.
Kullandığımız enstrümanlar değişiyor. Ben hatırlıyorum mesela 2009 yılında İstanbul’da tanıtım medya başkanlığı yaparken bir mitingde ilk defa kapalı devre yayın yapmıştık. O zaman bunun için çok uğraşmıştık. Canlı yayın arabası, uydu bağlantıları, kiralamalar… Oysa bugün baktığımızda bunların hiçbirine ihtiyaç kalmadı.”
Siyasette kullanılan iletişim araçlarının değiştiğini söyleyen Zengin, bu durumun yeni zorluklar da getirdiğini belirtti.
“Artık bir şeyi anlatmak, öğretmek ve siyaseti anlatmak için kullanılan mecra tamamen değişti. Hem mecra değişti hem yapanlar hem de kullandığımız araçlar.
Bu değişim bir taraftan kolaylık getirirken diğer taraftan siyaset için zorluklar oluşturuyor. Artık hakikati anlatmak yeterli gelmiyor.”
“Yarın seçim olsa yine CHP kazanabilir”Zengin konuşmasında muhalefetin yönettiği bazı belediyelere de değinerek dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.
“Mesela ben şimdi İstanbul’da dolaşıyorum. İstanbul’da hep CHP’nin kazandığı ilçelere gidiyorum. Örnek vereyim; Bakırköy. Bakırköy’de birebir sorduğunuz zaman insanlar şikâyetçi. Akımsızlıktan, çöplerin toplanmamasından, belediye başkanının yeteri kadar çalışmamasından şikâyet ediyorlar. Ama yarın seçim olsa çok büyük bir ihtimalle yine CHP kazanabilir.”
“Teşkilatın görevi şüpheleri ortadan kaldırmak”Sosyal medya ve dijital mecralarda oluşturulan algılara da değinen Zengin, teşkilatlara önemli görevler düştüğünü söyledi.
“Arkadaşlarım icraatlardan bahsediyorlar. 60 milyarlık bir yatırımdan bahsediyoruz. Fakat bu yatırımları anlatmak siyaset için artık az geliyor. Çok üzgünüm ama az geliyor.
Çünkü artık yeni gelişen mecralarla olmayanı anlatan, yapılmamış şeyleri yapılmış gibi gösteren, sanal bir gerçeklik oluşturan bir siyaset var karşımızda. Biz tek tek kapıları çalsak da bizden evvel telefonlar kapıları çalmış oluyor. Biz dolaşsak da bizden önce ekranlardaki o yalanlar defalarca dönmüş oluyor.
Bunlar tekrar tekrar edildiğinde inanılmasa bile bir şüpheye sebebiyet veriyor. İşte teşkilatın şu anda en önemli görevi bu şüpheleri ortadan kaldırmak.”
Program, teşkilat üyeleriyle yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi.