Mühendisler Tek Tek Açıkladı: Burdur’un Kaderi Değişebilir Ama Vakit Daralıyor!

TMMOB Burdur İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Dr. Özgür Özer’den hem hüzünlü bir anma hem de sarsıcı bir uyarı geldi. Özer, 1971 depreminin yalnızca geçmişte kalmış bir acı değil, bugün için hayati bir "tarihsel uyarı" olduğunu vurguladı.

Burdur, tam 55 yıl önce bugün tarihinin en büyük acılarından birini yaşadı. 12 Mayıs 1971 tarihinde meydana gelen ve şehri adeta yerle bir eden depremin yıl dönümünde, TMMOB Burdur İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Dr. Özgür Özer’den hem hüzünlü bir anma hem de sarsıcı bir uyarı geldi. Özer, 1970 depreminin yalnızca geçmişte kalmış bir acı değil, bugün için hayati bir "tarihsel uyarı" olduğunu vurguladı.

Yapılan açıklamada "12 Mayıs 1971 tarihinde meydana gelen ve Burdur’da büyük yıkıma neden olan Burdur Depremi’nin yıl dönümünde, yaşamını yitiren yurttaşlarımızı rahmetle anıyor; yakınlarını kaybeden tüm ailelerimizin acısını saygıyla paylaşıyoruz.

Burdur ve çevresi; tarih boyunca çok sayıda yıkıcı deprem üretmiş aktif fay sistemlerinin etkisi altında bulunan bir bölgedir. 1914 Burdur Depremi, 1971 Burdur Depremi, Dinar Depremi, Acıpayam Depremi, İzmir Depremi ve 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler; ülkemizin deprem gerçeğini ve bilimsel planlamanın hayati önemini acı biçimde ortaya koymuştur.

1971 Burdur Depremi yalnızca geçmişte yaşanmış bir afet değil; kentleşme politikalarının, yapı güvenliğinin ve afet hazırlık süreçlerinin sürekli sorgulanması gereken tarihsel bir uyarıdır. Aradan geçen yıllara rağmen ülkemizde benzer acıların tekrar yaşanıyor olması, bilimsel ve teknik uyarıların yeterince dikkate alınmadığını göstermektedir.

TMMOB Burdur İl Koordinasyon Kurulu olarak düzenlediğimiz “Depreme Dayanıklı, Sürdürülebilir ve Yaşanabilir Kent: BURDUR” Kent Sempozyumu kapsamında akademisyenler, mühendisler, mimarlar, şehir plancıları, yerel yönetimler ve ilgili kurum temsilcileriyle birlikte kentimizin mevcut durumu kapsamlı şekilde değerlendirilmiştir.

Sempozyum sonucunda özellikle;

   

* Burdur’un aktif fay hatları üzerindeki kritik konumu,
* Mevcut yapı stokunun önemli bölümünün deprem riski taşıması,
* Plansız ve kontrolsüz yapılaşmanın oluşturduğu tehditler,
* Altyapı sistemlerinin afet dayanıklılığı açısından yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
* Deprem toplanma alanlarının korunmasının önemi,
* Kentsel dönüşüm süreçlerinin yalnızca ekonomik değil bilimsel ve sosyal kriterlerle yürütülmesi gerektiği,
* Su kaynakları, çevre, ulaşım ve enerji altyapısının afet senaryoları dikkate alınarak planlanması gerektiği,
* Afet yönetiminde kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesinin zorunlu olduğu
önemle vurgulanmıştır.

Sempozyumun en önemli sonuçlarından biri; kentlerin yalnızca bina yoğunluğu üzerinden değil, bütüncül afet dirençliliği anlayışıyla planlanması gerektiğidir. Depreme dirençli kent; sağlam bina kadar güçlü altyapı, doğru ulaşım planlaması, yeterli toplanma alanı, çevresel sürdürülebilirlik ve etkin kamusal koordinasyon anlamına gelmektedir.

TMMOB ve bağlı meslek odaları olarak yıllardır ifade ettiğimiz üzere; deprem değil, denetimsiz ve mühendislik hizmeti almamış yapılar öldürmektedir. Bilim ve teknik rehberliğinde hareket edilmediği sürece yaşanan kayıpların önüne geçmek mümkün olmayacaktır.

Bu kapsamda;

* Burdur’daki mevcut yapı envanteri acilen bilimsel yöntemlerle taranmalı,
* Riskli yapılar öncelikli olarak dönüştürülmeli,
* Mikro bölgeleme ve zemin etüt çalışmaları güncellenmeli,
* Kamu yapıları, hastaneler ve okullar için performans analizleri düzenli hale getirilmeli,
* Afet anı ulaşım ve kriz yönetim planları oluşturulmalı,
* Yerel yönetimler, üniversiteler, kamu kurumları ve TMMOB’nin ortak çalışacağı sürekli teknik komisyonlar kurulmalıdır.

TMMOB Burdur İl Koordinasyon Kurulu olarak; kentimizin geleceği için bilimi, mühendisliği ve kamu yararını esas alan bir anlayışın hâkim olması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz. Deprem sonrası değil, deprem olmadan önce harekete geçmek zorundayız.

Başta 12 Mayıs 1971 Burdur Depremi olmak üzere tüm depremlerde yaşamını yitiren vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor; toplumumuzu afetlere karşı ortak akıl, bilimsel planlama ve dayanışma anlayışı etrafında birleşmeye davet ediyoruz." ifadeleri kullanıldı.