Hayvan ithalatına, ‘uyuşturucu bağımlılığı’ benzetmesi!

Ülkemizde ve ilimizde son yıllarda hayvancılık denildiğinde, hayvancılık sektörünün sorunları sıralandığında, dile getirildiğinde, “ithalat” en öne çıkan konu başlıkları arasında yer alıyor.

Hayvancılık’ta ithalat problemi, geçtiğimiz hafta yapılan Tarım Şurası’nda da gündeme gelen en çarpıcı konulardan biri oldu.

İşte; tam bu ortamda, hayvancılıkta ithalatın konuşulduğu, tartışıldığı şu günlerde, genel başkanlığını Burdur Yetiştiriciler Birliği Başkanı Kamil Özcan’ın yaptığı Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin (TDSYMB) hazırladığı geniş kapsamlı hayvancılık raporu büyük yankı uyandırdı.

Medyada geniş yer bulan raporda, özellikle hayvan ithalatının uyuşturucu bağımlılığına benzetilmesi bir hayli çarpıcı tespit olarak haberlerde öne çıktı.

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin saha gözlemlerine dayanarak hazırladığı raporda ‘ithalat’ uyuşturucu bağımlılığına benzetildi, çözüm önerileri madde madde sıralandı.

Hayvancılığı bağımlılıktan kurtaracak deklarasyon!

Kırsal kesimde saha araştırması yapılarak hazırlanan raporda “hayvancılıkta ithalat uyuşturucu bağımlılığı gibidir” denildi. “İthalatın sağladığı mutluluk kalıcı değil geçicidir. Organlarda büyük hasara yol açar, kullandıkça aynı etkiyi oluşturması için daha yüksek dozlara ihtiyaç duymamıza neden olur. Sonu da ölümdür” ifadeleri yer aldı.

Birlik, hayvancılığın yeniden inşası için 11 maddelik deklarasyon yayınladı, 36 öneri paylaştı.

Hayvancılıkta ithalat tartışması yeniden alevlendi. Geçen hafta sonuçları açıklanan 3.Tarım ve Orman Şurası’nın kapanışında Cumhurbaşkanı Erdoğan zorunlu olmadıkça besilik hayvan ve et ithalatı yapılmayacağını söyledi. Erdoğan, Kasım ayından itibaren besilik hayvan ithalatı için taleplerin kabul edilmediğini ve 2020 yılında da bunun devam edeceğini anlattı.

Hayvancılık sektörü girdiği darboğazdan çıkış yolu arıyor. 2010 yılından bu yana uygulanan ithalat politikası tartışılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3. Tarım ve Orman Şurası’nın kapanış toplantısında zorunlu olmadıkça besilik hayvan ve kırmızı et ithalatı yapılmayacağını söyledi.

Erdoğan, Kasım ayı itibariyle besilik hayvan ithalatı için taleplerin kabul edilmediğini 2020’de de zorunlu olmadıkça bu uygulamanın devam edeceğini söyledi.

Hayvancılıkla ilgili birçok rapor, çalışma yayınlanıyor. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği ilk kez saha araştırmasına ve saha gözlemlerine dayanan kapsamlı bir rapor hazırladı. “Hayvancılığın Yeniden İnşası/Sorunlar/Sebepler/Çözümler” başlığı ile hazırlanan raporda, üreticiden bürokrata, siyasilerden, üniversitelere, bakanlıklardan özel sektöre herkese yönelik ciddi eleştiriler var.

Tamamen saha araştırmalarına ve saha gözlemlerine dayanan kapsamlı raporda hayvancılığın yeniden inşası için 11 maddeden oluşan bir deklarasyon ve 36 maddelik öneride bulunuldu. Ayrıca ülke genelinde uygulanacak 9 projeye de yer verildi. Raporda, yaşanan sorunlar karşısında getirilecek çözüm önerilerinin başarıya ulaşmasının olmazsa olmaz kuralının, devlet aklı ve iradesi ile güçlü ve ısrarcı bir şekilde kısa, orta ve uzun vadeli projeksiyonlar geliştirerek 5’er yıllık dönemler halinde en az 20 yıllık makro bir planın ortaya konuşması gerektiği vurgulanıyor.

İthalata “uyuşturucu bağımlılığı” benzetmesi

Başkanlığını Kamil Özcan’ın yaptığı Türkiye Damızlık Sığır yetiştiricileri Merkez Birliği’nin raporunda en çarpıcı bölümlerden birisi hayvancılıkta ithalatın uyuşturucu bağımlılığına benzetilmesi. Raporda ithalatla ilgili şu bilgilere yer veriliyor: “İthalat uyuşturucu bağımlılığı gibidir, sağladığı mutluluk kalıcı değil geçicidir. Organlarda büyük hasara yol açar ve üstelik kullandıkça aynı etkiyi oluşturması için daha yüksek dozlara ihtiyaç duymamıza neden olur. Sonu da her zaman dağılmış bir yaşam ve ölümdür.”

Lobiler piyasayı manipüle ediyor iddiası

Raporda, devlet organlarını yöneten bürokratların, siyasetçilerin son yıllarda oluşmuş olan ithalata bağlı sektör temsilcileri ile içeride ve dışarıda dayanışma içinde olan ithalat lobilerinin manipüle ettiğine veya etkilediğine ilişkin yargı hayvancılık sektöründeki çalışanlar arasında genel kabul gördüğü ifade ediliyor.

Birkaç ithalatçı firmanın, ülke genelinde piyasadaki arz talep dengesi ve fiyat politikalarını manipüle edebildiğine dair büyük bir kanaat oluş tuğuna dikkat çekilen raporda: “Hatta bugün ülkemizde ithalata bağlı bir sektör oluştuğu söylemi gün geçtikçe daha güçlü bir şekilde dillendirilmektedir. Tüketiciye ucuz et yedirme amacıyla yapılan ithalat, ne yazık ki ucuz ete ihtiyaç duyan insan sayısını daha da artırmaya neden olmaktadır. Üstelik ucuz et yedirme işleminin bedeli, üreticinin sırtına yüklenmektedir” deniliyor.

“ESK piyasayı düzenlemiyor, bozuyor”

Et ve Süt Kurumu (ESK) üretici lehine piyasa düzenleyici görev yapacağına, son zamanlarda aldığı kararlarla piyasayı bozucu sonuçlar ortaya çıktığına değinilen raporda şu bilgilere yer verildi: “Üreticiyi kolluyor ve destekliyor gibi görünse de ne üretici ne de tüketici buna artık inanmamaktadır. Örneğin ihtiyaç fazlası ithal edilen et hem ESK’nın depolarında zararına satılmayı beklemekte hem de piyasa dengelerini alt üst etmektedir.”

Damızlık ithalatının ırk bazında hiçbir kriterinin (sayı-ırk) olmaması, kasaplık besi ithalatıyla ilgili aylar-mevsimler anlamında kriterlerin oluşmamış olması, alelacele yapılan işlemler ve denetimsiz süreç nedeni ile, bir çok sorunun yaşandığı vurgulanan raporda: “İthalatı; ithalat öncesi, ithalat sırası, ithalat sonrası sorunlar diye değerlendirip bir rapor hazırlanmasının ve bu konularda yerli ve milli hayvancılık eksenli bir çözüm üretilmesinin yararlı olacağı kanısındayız. İthalat konusunu bir yetiştiricimizin sözüyle bağlayacak olursak, Sözü bile dizlerimizin bağının çözülmesine yetiyor” görüşüne yer verildi.

11 Maddelik deklarasyon

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin saha araştırmasına dayalı raporda yetiştiricilikten yem sorununa, finansmandan hayvan hastalıklarına kadar bir çok konu ayrıntılı olarak ele alınıyor. Rapor da, yaşanan sorunlar karşısında getirilecek çözüm önerilerinin başarıya ulaşmasının olmazsa olmaz kuralının, devlet aklı ve iradesi ile güçlü ve ısrarcı bir şekilde kısa, orta ve uzun vadeli projeksiyonlar geliştirerek 5’er yıllık dönemler halinde en az 20 yıllık makro bir planın ortaya konuşması gerektiği vurgulanıyor.

Bu amaçla siyasi iradenin kararlılığını deklare ederek sektör bileşenlerine özellikle de üreticiye inanç ve güven vermesi gerektiği belirtilen raporda, aksi takdirde üreticinin inanç duymadığı ve arkasında durmayacağı bir planın başarıya ulaşma şansı kalmayacağı anlatılıyor.

Raporda siyasi iradeden beklenen 11 maddelik deklarasyon ise şöyle:

1- Siyasi irade kurum ve kuralları ile yepyeni bir sistem oluşturulacağı ve en az 20 yıllık bir plan dahilinde kararlılıkla uygulanacağını net biçimde ifade etmelidir.

2- Planın ana ekseninin üreticiyi korumak, para kazanmasını sağlayıcı kararlar almak olduğunu deklare etmelidir.

3- Her şartta üretmekten vazgeçilmeyeceği, üretimin destekleneceği topluma deklare edilerek sektöre güven ve umut verilmelidir.

4- Üreticinin üretimden dolayı zarar etmesinin her şartta önleneceği gerekirse zararın karşılanacağı ve kazancının garanti altına alınacağı açıklanmalıdır.

5- Tarımsal örgütlerin güçlendirileceği, üretim ve pazarlamada etkin rol alacakları açıklanmalıdır.

6- Üretimde yerli ve milli alet, ekipman, sperm ve yem kullanımına geçileceği bu alanda faaliyet gösterenlerin destekleneceği ilan edilmelidir.

7- Yerelden kalkınma için yerelde üretim ve yerel yönetimlerle pazarlama modeline geçileceği aracıları değil üreticileri ve tüketicileri düşünen bir yapı oluşturulacağı açıklanmalıdır.

8- Etkin bir finans sistemi oluşturulacağı deklare edilmelidir.

9- Hakça ve adil, çalışanı kalkındıran, hakkı olamayana tevessül edenleri ayrıştıran bir destekleme geliştirileceği açıklanmalıdır.

10- Sektörde teknoloji kullanımının yaygınlaştırılacağı hatta zorunlu olacağı açıklanmalıdır.

11- İthalata temelden karşı olunduğu çok ekstra durumlar (doğal afet vb.) dışında ithalat yapılmayacağı ilan edilmelidir.

Hayvancılığın yeniden inşası için öneriler:

ACİL EYLEM planı açıklanmalı, GERÇEKÇİ HAYVAN sayımı kimliklendirme ve kayıt yapılmalı, İTHALAT YASAKLANMALI ya da yerli üreticiyi koruyacak kadar Gümrük Vergisi konmalı, SÜT KONSEYİ’NİN yapısı ve mevzuatı değişmeli, SÜT SÖZLEŞMESİ acilen güncellenmeli “yemimi almazsan sütünü almam” dayatması kalkmalı, ZİNCİR MARKETLERDE kooperatif ürünleri için alan açma zorunluluğu getirilmeli, YERLİ SPERMA üretimi artırılmalı, DAMIZLIK ETÇİ ve kombine işletmeler özel statüde desteklenmeli, Hayvancılık işletmelerinde tekelleşmeyi ve manipülasyona açık durumu engelleyici işletme büyüklüklerine kota konulmalı, kotaların delinmemesi için herhangi bir hayvancılık şirketine ortak olan bir kişi başka bir hayvancılık şirketine ortak olamamalı, HAYVANCILIKLA ilgili yeni işletme kuracaklara belirli kriterleri sağlayarak elde ettikleri hayvancılık yetki belgesi şartı getirilmeli, TARIM İŞLETMELERİ Genel Müdürlüğü (TİGEM) çiftlikleri etçi ve kombine damızlık üretiminde görevlendirilmeli, TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ (TMO) ve Tarım Kredi Kooperatifi koordineli bir şekilde yem piyasasını belirlemeli, ULUSAL BRUSELLA mücadele programı oluşturulmalı, ŞAPLA MÜCADELE programı tazminatlı kesim ve Doğu Güneydoğu sınırlarında tampon bölge oluşturulmalı, KABA YEMİN trenle nakliyesi planlanmalı, KESİMLERDE KARKASA fiyat verme yanında hayvanın diğer unsurları da (deri, kelle, sakatat vb.) fiyatlandırılmalı, ET-SÜT YEM PARİTESİ kurala bağlanmalı ve mevzuatı oluşturulmalı, SÖZLEŞMELİ BESİCİLİK modeline geçilmeli, BESİCİ BESİ başlangıcında besi sonu kesim fiyatını bilmelidir. 3-6-9-12 aylık kesim fiyatları açıklanmalı, BESİCİLİKTE SÜT geliri olmadığı için desteklemeler aylık olarak verilmeli, BESİ DESTEKLEMESİ kayıtlı kesimi ve üretimi, özendirici olmalıdır. Hayvan başına destek yerine karkas ağırlığını artırıcı destek verilmeli, IRK BAZINDA kesime farklı destek verilmeli, KIRMIZI ETE verilen desteğin aslında gider olmadığı, kayıt altına alınmış ekonominin getirileri dikkate alındığında devletin bundan karlı çıkacağı maliye uzmanlarına iyice anlatılmalı (stopaj, gelir vergisi vb.), KÜÇÜKBAŞ desteklemeleri belli karkas ağırlık üstündeki kuzu ve oğlak kesimine yönlendirilmeli, KUZU KESİMİ belli kg kriteri ile destek kapsamına alınmalı, DESTEKLEMELERE SUNİ tohumlama şartı getirilmeli, ALTERNATİF HAYVANCILIK alanları desteklenmeli (hindi-kaz), HAYVANCILIK desteklemelerinden kesilecek sosyal güvenlik primi ile yetiştiricilerin sosyal güvencesi ve emeklilik hakları sağlanmalı, BÜYÜKŞEHİR YASASINDAN kaynaklı hayvancılık işletmelerinin kurulumu ve rehabilitasyonu sorunları giderilmeli, BÜYÜKŞEHİR YASASINDAN kaynaklı mera sorunu giderilmeli, ÜRETİME KATKI sağlayacak mazot desteği rakamı yeterli ve işleyişi pratik olmalı, ÜRETİMDEKİ ENERJİ giderleri karşılanmalı, YEM ÜRETİMİNDE hammadde temini için yapılan ithalatta döviz kuru farklı uygulanmalı, YEREL YÖNETİMLER kooperatifçiliği kooperatifleri alım garantili desteklemeli, SEKTÖRE KALİFİYE ara eleman yetiştirilmeli (İş-kur aracılığıyla çoban, bakım ve besleme personeli, kasap, satış-pazarlama personeli vb.), HAYVANCILIKTA alet-ekipman girdilerinin ülke içinde üretiminin sağlanması, hayvan aşılarının ülkemizde üretiminin desteklenmesi ve yerli aşı kullanımının teşvik edilmelidir.